
"Havhavhav'yla kaliteye dair sert eleştiri!"
Son dönemde müzik dünyasında dikkat çeken bir tartışma, yeni çıkan şarkılar ve bunların kalitesi üzerine yaşanıyor. Rap müziğinde son zamanlarda popüler olan bazı eserlerin, geleneksel müzik anlayışından uzaklaştığı ve farklı ses unsurlarıyla şekillendirildiği gözlemleniyor. Bu bağlamda, ünlü rap sanatçısı Ýbrahim Tuðbay, son günlerde gündeme gelen müzik akımlarını eleştiren bir açıklama yaptı. Tuðbay, Lvbel C5’in “Havhavhav” isimli parçasını örnek göstererek mevcut durumun absürtlüğüne vurgu yaptı.
Bio, Tuðbay’ın düşüncelerini paylaşırken, günümüzde köpek sesleriyle rap yapılan şarkıların ortaya çıktığını ifade etti. Bu durumun, zamanla Türkiye’de müziğin kalitesine etki eden bir olgu haline geldiğini dile getirerek, “Bunca yıldır emek verip çalışıyoruz, bizde kedi mi miyavlatalım?” şeklinde bir eleştiride bulundu. Tuðbay, müziğin sadece eğlence amaçlı bir aracın ötesinde olduğunu, kaliteli müziğin bir asaletten geldiğini ve bunun önemine dikkat çekti.
Tuðbay, müzik endüstrisinin son zamanlarda sadece tıklanma sayılarına ve popülariteye odaklandığını savunarak, şarkıların içeriklerinin ve sanatın özünün göz ardı edildiğini belirtti. Sanatçılar arasındaki rekabetin, nicelikten çok nitelik üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu nedenle, yalnızca daha fazla dinleyiciye ulaşmak amacıyla yapılan müziklerin değer kaybettiği fikrini öne sürdü.
Son yıllarda, müzik platformlarında popülerlik kazanmak için yaratıcı ve alışılmadık ses unsurlarının kullanıldığına dikkat çeken Tuðbay, bu durumun müziğin kalitesini düşürdüğünü ifade etti. Geleneksel müzik normlarından uzaklaşmanın, dinleyicilerde yanıltıcı bir zevk oluşumuna yol açabileceğini belirtti. Bu bağlamda, yalnızca ticari kaygılarla hareket eden sanatçıların müziğe ve dinleyicilere olan sorumluluklarını unuttuklarını da vurguladı.
Müzik dünyasında, endüstrinin standartlarının ve dinleyici beklentilerinin değişmesi sebebiyle birçok sanatçının, şarkılarını daha fazla dinlenme ve izlenme elde etmek için üretmeye başladığını belirten Tuðbay, bunun sonucunda müziğin ana değer ve kavramlarının göz ardı edildiğini dile getirdi. Dinleyicilerin bir sanat eseri olarak gördükleri müziğin, sadece bir tüketim malzemesi olarak değerlendirilmesine karşı olduğunu açıkladı.
Tuðbay’ın bu açıklamaları, Türkiye’de müzik endüstrisinin nereye doğru gittiği ve sanatın gerçek değerinin ne olduğuna dair önemli bir tartışma başlatmaya aday. Gelişen teknoloji ve dijital platformların müzik üzerindeki etkisi, sanatçıların sanatsal kimliklerini nasıl şekillendirdiği üzerine düşünmeye teşvik ediyor. Müzik, sadece eğlence değil, aynı zamanda kültürel bir ifade biçimi olduğundan, bu tartışmaların müzik camiasında yankı bulması kaçınılmaz. Sonuç olarak, Tuðbay’ın eleştirileri, sanatın insanlar üzerindeki etkisini, kaliteyi ve özgünlüğü öne çıkaran bir paradigma değişiminin gerekliliğini işaret ediyor.